Kitap Adı : Kürk Mantolu Madonna
Orjinal Adı : -
Sayfa : 160
Yazar : Sabahattin Ali
Yayınevi : YKY
Seri : -
Kitap Türü : Aşk, Klasik, Türk Edebiyatı
*****
"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor; rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum 'Kürk Mantolu Madonna'yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."
Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz.
Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.
*****
Merhaba arkadaşlar ^^ Yeni bir kitap yorumu ile karşınızdayım :) Sabahattin Ali'nin ilk okuduğum kitabıydı. Ve okumaya geç kalınan bir kitap... Yazarımızın dilini o kadar çok beğendim ki kitap bitmeden İçimizdeki Şeytan'ı aldım. Sabahattin Ali'nin diğer okuyacağım kitabı İçimizdeki Şeytan olacak :)
Kitaptaki duygu ve düşünceler çok yoğundu. Raif'in ve Maria'nın düşünceleri insanı üşünmeye itiyordu ve bu yoğun düşünceler ve duygular kitabı okuma isteğimi arttırdı. Kitabı bitirdikten sonra biraz düşündüm ve yorumumu girmekle girmemek arasında kaldım. Düşüncelerimi kelimeye dökmekte zorlandığım için okuduktan hemen sonra girmiyorum yorumumu.
Bence herkesin okumasını düşündüğüm bir kitap. Normalde klasiklere pek yanaşmıyorum. Çünkü sevmeyip kitaplara da haksızlık yapmak istemiyorum. Ama bu kitabın dilini nedensiz yere çok sevdim. Farklı düşüncelere yer veriliyordu kitapta. Ve Maria ve Raif'in dünyaya bakış açısı ilgimi çekti. Kısa bir kitap zaten. Okumanızı öneririm, beğenmeseniz bile bir şey kaybedeceğinizi düşünmüyorum.
Kitapları tanımanın diğer bir yolu ise alıntılardır :) Hoşuma gidenleri sizler ile paylaşmak istiyorum.
---
"Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden
daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince, insan hayatının
ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
---
"Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?"
---
"Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar.
Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz."
---
"Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya
saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla
akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun
sebebi herhalde, 'Bu öyle olmayabilirdi!' düşüncesi."
---
"Bir şey noksandı, fakat bu neydi? Evden çıktıktan sonra bir şey
unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir
türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini
kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden
bir insan gibi üzüntülüydüm.
---
"Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?"
---
"Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir."
Alıntılar çok güzel değil mi? Daha çok sevdiğim yerler var fakat hepsini yazmayayım dedim :) Bir sonraki yazımda görüşmek üzeree...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder